İçeriğe geç

11 ile bölümden kalan nasıl bulunur ?

İçten Bir Başlangıç: Basit Bir Matematik Sorusu Üzerinden Toplumsal Yaşamı Düşünmek

Bir gün sokakta yürürken bir arkadaşım “11 ile bölümden kalan nasıl bulunur?” diye sordu. Basit bir matematik problemi gibi görünse de, bu soruyla sohbetimiz kısa sürede toplumun yapılarına ve bireylerin bu yapı içindeki konumlarına uzandı. Çünkü basit görünen bir şey bile, insan deneyimiyle iç içe geçtiğinde derin anlamlar kazanabiliyor.

Bu yazıda “11 ile bölümden kalan nasıl bulunur?” sorusunu yalnızca sayılar bağlamında değil; toplumsal normlar, toplumsal adalet, eşitsizlik, kimlik ve güç ilişkileri üzerinden tartışacağımız bir sosyolojik mercekle inceleyeceğiz. Amacımız, günlük hayatta karşımıza çıkan basit kavramların ardında yatan toplumsal süreçleri birlikte düşünmek.

“11 ile Bölümden Kalan Nasıl Bulunur?” — Temel Kavramların Açıklanması

Matematiksel olarak bir sayının “11 ile bölümden kalanı”, o sayının 11’e bölünmesi sonucunda bölenin elde edemediği fazlalığın ne olduğunu ifade eder. Örneğin 25 sayısını 11’e böldüğümüzde, bölüm 2’dir, kalan 3’tür. Bu içeriksel bilgi, yazının sonraki bölümlerinde bir metafor görevi görecek.

Ancak burada durup düşünelim: Bir topluluk içinde “kalan” olarak tanımlanan ne?

Toplumsal yaşamda birçok grup, birey veya topluluk, çoğunluğun ya da egemen normların dışında kaldığını hissedebilir. Meslek, cinsiyet kimliği, etnik köken, sınıf ya da beceri setleri nedeniyle toplumun “ana akışından” farklı konumlarda yer alan insanlar olabilir. Bu farklılık hali, bazen basit bir matematik probleminin kalanı kadar görünse de, sosyal gerçeklikte derin izler bırakır.

Toplumsal Normlar ve “Kalanlar”

Normatif Beklentiler ve Uyum

Toplumsal normlar, bir grubun üyeleri tarafından kabul edilen ve paylaşılan beklenti ve kurallardır. Bir toplumda çoğunluğun davranış biçimi, kültürel uygulamalar ve değerler, “normal” kabul edilir. Bir birey bu “normatif beklentilere” uyduğunda, toplum içinde kabul görmek daha olasıdır. Buna karşın uyum sağlamayanlar “kalan” olarak algılanabilir.

Sosyolog Emile Durkheim’in çalışmalarında normların grup dayanışmasını güçlendirdiği, ancak bu normlara uymayanların dışlanma riskiyle karşı karşıya kaldığı sıkça vurgulanır. Örneğin, seçkin üniversite mezunu olmayan gençler iş piyasasında dışlanma hissi yaşayabilir; bu da onların kendi değerlerini sorgulamalarına yol açabilir.

Cinsiyet Rolleri ve “Kalan” Olma

Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumların erkeklik ve kadınlık davranışlarına ilişkin beklentilerinden oluşur. Bu roller, bireysel tercihlerle örtüşmediğinde bireyler “kalan” hissine kapılabilir. Örneğin, geleneksel rolleri reddeden erkek veya kadınlar, “uyumsuz” olarak algılanabilirler. Kimlik çalışmalarında bu durum, bireylerin kendilerini toplumla barışık hissetmelerini zorlaştırabilir.

Bu perspektiften bakıldığında, “11 ile bölümden kalan” yalnızca bir sayı kalanı değil; normlara uymayan, ama yine de var olan farklı seslerin bir temsili haline gelir.

Güç İlişkileri ve Eşitsizlik

Güç Yapıları ve Ayrımcılık

Toplumda bazı gruplar, diğerlerine göre daha fazla güç, kaynak ve ayrıcalığa sahiptir. Bu güç ilişkileri, bireylerin toplumsal hayata dahil olma biçimlerini belirler. Feminist sosyologlar, ırk ve sınıf temelli eşitsizliklerin bu güç ilişkileriyle nasıl pekiştirildiğini göstermiştir.

Örneğin, çalışma yaşamında ücret eşitsizliği, eğitim sistemine erişimde cinsiyet veya etnik köken temelli farklar, toplumda “kalan” olarak görülen bireylerin sayısını artırır. Bu yapısal eşitsizlikler, sadece bireysel performansla açıklanamaz; sistematik ve tarihsel süreçlerin bir ürünüdür.

Toplumsal Adalet Arayışı

Toplumsal adalet, herkesin eşit haklara, fırsatlara ve kaynaklara sahip olduğu bir toplum idealini ifade eder. Bu ideal, “kalanları” merkeze koyar. Çünkü adalet arayışı, çoğunluğun yararını maksimize etmekten çok, marjinalleşmiş grupların deneyimlerini dikkate alarak eşit olma halini hedefler.

Bir öğrenci düşünün: Bir yandan sınıf arkadaşları matematik problemlerini kolaylıkla çözerken, diğer yandan “11 ile bölümden kalan nasıl bulunur?” sorusunu anlamayan bir genç, kendini “sosyal sınıf” içinde dışlanmış hissedebilir. Bu durum sadece matematik bilgisiyle ilgili değil; eğitim sisteminin herkese eşit öğrenme fırsatı sunup sunmadığıyla da ilgilidir.

Kültürel Pratikler ve “Kalanların” Temsili

Kültür ve Kimlik

Kültür, bir topluluğun değerler, normlar, inançlar ve sembollerden oluşan ortak yaşam biçimidir. Her kültürel pratik, belirli davranışların değerli, diğerlerini ise değersiz görme eğilimini besleyebilir. Örneğin, yüksek eğitim kültürü baskın olduğunda, eğitim seviyesi düşük bireyler “kalan” olarak etiketlenebilir.

Kültürel çalışmalarda, alt kültürlerin ve yerel pratiklerin, baskın kültüre karşı nasıl anlam ürettiği ve alternatif kimlikler oluşturduğu incelenir. Bu çalışmalar gösterir ki, “kalan” kimliği bazen yeniden anlamlandırılan, hatta güç kaynağı haline gelen bir sosyal statüye dönüşebilir.

Saha Araştırması Örneği

Bir antropolojik saha araştırmasında, bir köyde yaşayan gençlerin büyük şehirde okuyan akranlarına göre eğitim sistemi ve iş piyasasına dair tutumları incelenmiştir. Araştırma, köydeki gençlerin “modern eğitim” normlarına uyma baskısını hissederken, kendi kültürel değerlerinden kopma korkusuyla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koymuştur. Bu gençler, ne tam olarak modern sistemin içinde ne de kendi geleneksel çevrelerinde tam kabul gören bir konumda hissedilmiş — tıpkı “kalan” gibi.

Davet: Kendi Deneyimlerinizi Paylaşmaya

Siz de belki günlük hayatta “kalan” gibi hissettiğiniz anlar yaşadınız. Bu hisler yalnızca matematiksel bir kalanın ötesine geçerek kimliğinizi, toplumsal beklentileri ve güç ilişkilerini düşündürdü mü? Hangi durumlarda normlara uyum sağlamaya çalıştınız; hangi anlarda bu normların baskısını hissettiniz?

Bu yazı, “11 ile bölümden kalan nasıl bulunur?” sorusunun basitliğinin ötesine geçerek, toplumsal yaşamda birey ve yapı arasındaki ilişkiyi düşünmeye davet ediyor. Toplumsal adalet arayışında, marjinalleşmiş sesleri duymak ve anlamak hepimizin sorumluluğu.

Sorular:

– Sizce “kalanlar”, toplumsal yapı içinde nasıl konumlanır?

– Hangi sosyal normlar, sizin davranışlarınızı yeniden şekillendirdi?

– Eşitsizlik deneyimlerinizi paylaşırken hangi duyguları yaşıyorsunuz?

Bu deneyimleri paylaşmak, yalnız olmadığınızı görmek ve toplumsal yapılar üzerine kolektif bir zihin egzersizi yapmak için bir başlangıç olabilir. Okuyucuların kendi seslerini bu tartışmaya katmalarını bekliyorum — çünkü toplum, yalnızca ortak deneyimlerin değil, farklı bakışların da toplamıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet giriş