İçeriğe geç

Hastane odalarında duş var mı ?

Hastane Odalarında Duş Var Mı?

Kayseri’nin soğuk, sessiz bir sabahıydı. O sabah, içimden bir şeylerin kaybolduğunu hissetmiştim. Evden çıkmadan önce cebime yerleştirdiğim birkaç para ve cebimden içeri sızan o garip huzursuzlukla hastaneye doğru yol almıştım. Aslında kimseyi aramadım. Hiç kimseye bir şey söylemedim. Hani olur ya, “bugünlük hiçbir şey olmamış gibi davranalım” diye, işte öyleydi. Yalnızdım. O an, yalnızlığımın bana fısıldadığı tüm endişeleri duymadım, ama yolda hastanenin kapısına yaklaştıkça, içine gireceğimi düşündüğüm dört duvarın her birinin derinliğine çekilmeye başladım.

İçeri adımımı attığım an, etrafıma hızlıca göz attım. Beyaz, soluk, sterile edilmiş alanlar, hasta yatakları ve sürekli makinelerin sesleri… Ama en çok dikkatimi çeken şey, odamın yanında yer alan küçük banyo olmuştu. Hani banyo diyorum ama daha çok bir köşe… Küçük bir duş alanı vardı, evet. Ama var olmakla olmamak arasında ince bir çizgi vardı orada. Bir hastane odasında duş var mı? Hem de sadece birkaç adım ötede, o kadar yakın ama o kadar uzak bir yere konmuştu ki duş. Sadece var olmakla yetiniyor gibiydi. Ben de öyle…

Hastane Odasında Bir Gün

İlk başta, duşun ne kadar gerekli olduğunu düşünmemiştim. Hem zaten ne kadar uzun sürebilir ki burada kaldığım süre? Ama o ilk günün sonunda, yavaş yavaş bu sorunun etrafında dönmeye başladım. Yataktan kalkmak zor, ama bunun dışında bir şey de pek yapamıyordum. Sol tarafta duvarla arasındaki mesafeyi ölçerek geçebiliyordum. Küçük banyonun kapısını her açışımda, bana soruları soran o sessiz anı hatırlıyordum. “Duş var mı burada?” Evet, birkaç adım ötede. Ama nedir ki bu? Gerçekten var mı?

İçim bir anda boşalmıştı. Gerçekten ihtiyacım vardı. Bir insanın kendisini en rahat hissettiği yerin banyo olduğuna inanırım, ve o an, ihtiyacım olan tek şey bir duştu. Ama bu hastanede, duşa adım atmak ne kadar basitti ki? İçimden o kadar çok “belki sonra” demek geçiyordu ki, ama bir o kadar da “şimdi” demek istiyordum. Yani orada olduğumda bana kalan tek şey beklemekti. Beklemek… ve düşünmek. Düşünürken o duşun içinde ne kadar güzel bir rahatlama hissedeceğimi hayal ettim.

Ama bir gariplik vardı. O banyo odasında, o duşun yanında, kendimi kaybolmuş hissediyordum. Sadece duşu değil, orada geçen zamanı da bir arada hissettim. Yani bu kadar basit bir şey nasıl bu kadar önemli olabilir ki?

Bir Yalnızlık Anı

Duşun başında, o an ne olduğunu bilemedim. Saatlerce duvarda su damlalarının sesini dinledim, parmak uçlarım suyun sıcaklığında hafifçe yavaşladı. Yavaşça gözlerimi kapadım ve her bir damlanın kayışını, ruhumu yıkayan o ağır sesi duyumsadım. Hastanede duşun varlığı, sanki başka bir zaman diliminde, başka bir dünyada yaşayan insanlara verilmiş bir hak gibi geliyordu. Ben burada, bir odanın içinde, her bir duvarın duygusal ağırlığını taşırken, o duşun yarattığı sıcaklık bana soğuk bir gerçekliği hatırlattı. Evet, duş vardı. Ama bu hiç kimseye ait değildi. Orada, suyun içinde kaybolmak istesem de, gerçekliğimi unutmak hiç mümkün değildi.

Bir yanda karanlık bir acı, bir yanda umut vardı. Hastane odasında duşun var olması, bir kurtuluş gibiydi. Ama o kurtuluş, tıpkı hayatın diğer anlarında olduğu gibi, her şeyin bir bedeli vardı. O duş, bana bir şeyleri hatırlatıyordu: Gerçeklerden kaçamazsın. O yüzden, hiçbir zaman gerçekten özgür değildim. Hastane odasında duş vardı, ama bir yandan da özgürlük hissi, o kadar sınırlıydı ki.

O Anın Hikâyesi

İçinde bulunduğum o hastane odasında, her şeyin durduğunu, sadece bir şeyin gerçek olduğunu hissettim: Benim varlığım. Hayatımda başka bir şeyin anlamı yoktu. Evet, belki de banyo yapabilirdim, ama belki de yapmak istemiyordum. O an, her şeyin ötesindeydi. O küçük banyonun içinde adımlarımı atarken, suyun şeffaf damlalarındaki yansıma belki de beni kendimle yüzleştiriyordu. Duygularımın arasında bir sızlanma vardı, tıpkı suyun duvarda yaptığı iz gibi. Her şeyin soğuk ve sınırlı olduğunu bir kez daha fark ettim.

Hastanede duş var mı? Evet, ama o sorunun gerisinde başka bir soru yatıyordu: Bu kadar basit bir şeyin benim için bu kadar önemli olmasının anlamı ne? Bu kadar içsel, karanlık ve karmaşık bir sorunun cevabını bir duş alarak bulmak mümkün müydü?

Son Söz

Duşun bu kadar önemli olmasının sebebini o an anlayamadım. Belki de bir insanın en fazla ihtiyacı olduğu şey, bazen küçük şeylerdir. Bir yudum sıcak su, bir dakika boyunca kendini kaybetmek… İnsan olarak hepimizin hayal kırıklığı, heyecan, umut gibi duygularla yaşadığımız zamanlar var. Ama bir hastanede, bir odada, küçük bir duşta kaybolmuş olmak, bana sadece varlıkla değil, varoluşun acısıyla da yüzleşmeyi hatırlattı.

Evet, hastane odalarında duş vardı. Ama onun içinde kaybolmak, sadece bir an için, kendini başka bir dünyada hissetmekti. Bazen bir duş, en karanlık anlarda bile bir ışık olabiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet girişTürkçe Forum